Okulu Bırakma Nedenlerim
Okulu bitirmek üzere olduğum bu günlerde geriye dönüp baktığımda, kısıtlı hafızamın elverdiği ölçüde neden okulu bıraktığımı düşündüm. Nedenleri ve sonuçları karmaşık olsada kabataslak anlatmak istedim bir blog yazısında.
Bu olayı anlayabilmek için biraz geçmişe gitmem gerekti. 1983 yılı doğumluyum ben. O yıllarda doğmuş herkes gibi askeri darbe, televizyonun çok kanallı yapısına geçişi ve tabi ki kürt meselesi çocukluk ve gençlik yıllarımızın şekillenmesinde öncü oldu.
Hep asi ve dikbaşlı bir çocuk oldum, anne babaya çok çektirenlerden yani. Okula başlamamla birlikte sivriliğim kendi içime doğru artmaya başladı. Dışarda mazbut bir çocuk olmama rağmen okulda her sabah marş okuyup, tek tip elbiselerle okula gidip işime hiçbir zaman yaramayacağını o zamandan bildiğim şeyleri ezberlemek beni çok bunaltmıştı. Okuldaki öğretmenlerimin hemen hemen hepsi yetersiz bilgi ve zekaya sahip insanlardı. Ben bilime ve öğrenmeye çok meraklı bir çocuktum. Derste hocalarımı dinlemezdim, bir şey öğrenilecekse açar kitaptan okur girerdim sınavıma.
Bu yıllar bana okumanın gereksiz olduğunu öğretti. Ama sorun yoktu çünkü çok az bir çalışmayla alınabilecek en yüksek notları alıyordum. Anadolu liseleri sınavında, Tübitak bilim olimpiyatlarına giriş sınavlarında ve üniversiteye giriş sınavlarında hep derece yapıp ilk tercihime girdim zorlanmadan. Artık bilimsel işlerle uğraşabileceğim ve kendim gibi akıllı insanlarla bir arada olabileceğim ümidiyle girdiğim üniversite bana hayal kırıklığını ilk senesinde yaşatmayı başarabilmişti.
Ama yine sorun yoktu, 1. yılda tüm ODTÜ bölümleriyle ortak dersler alınca çalışmadan o seneyide atlatmış oldum. İpin kopması 2. sınıf ile başlar. Hepsi Türkiye derecesi yapmış 200 tane akıllı ve çoğunluğu çalışkan olan insanların arasında çalışmamak benim bütün derslerden kalmama sebep oldu. Bir dönüm noktasına gelmiştim, ya ben de 3 sene kafayı kaldırmadan ders çalışacak kanımın hızlı aktığı günleri kütüphane de geçirecektim, ya da okulu bırakacaktım. 2 yıllık bir bocalamanın ardından tercihim ikincisi oldu.
Okulla ilgili sorunlarımın daha iyi anlaşılması için yüzeysel olsa da maddeleyerek anlatmaya çalışacağım.
- Otoriter bir eğitim tarzının kendi öğrenmeyi seven bir çocukta bıraktığı olumsuz etkiler
- Tek kalıpta ve düşünülmeden hazırlanmış eğitim içeriği
- Teorik tarafı ağır ve gerçek hayattan uzak verilen mühendislik eğitimi.
- 30 yıldır değiştirilmeyen müfredatın çağın gerekliliklerine uymaması.
Bu ve benzeri sebeplerle bir türlü okula ilgi gösteremedim. Gerçek hayatta bir şeyler üretebileceğim yazılıma yöneldim. Bu deneyimim bana hayatın değişik yönlerini gösterdi. Eğlenmenin ve bunaltının dibini gördüm.
Yıllar sonra eski dik başlılığım ortadan kalkınca okulu bırakma nedenlerimi kafamda anlamlandırabildim. Okula geri dönme nedenim okulun iyi bir yer olması değil, insanların özellikle de ailemin bu kağıt parçasına önem vermeleridir. Onu almadan da işler başarılabilir ama hayata 3-0 galip başlamak varken 3-0 mağlup başlayıp başarmak çok daha zor. Kafamda getirilerini ve götürülerini hesapladıktan sonra ve artık ailemi üzmenin yapmak istediğim son şey olduğuna karar verdikten sonra geri döndüm.
Bütün bunlar ne için diye düşündüğümde aklımda ustanın bir sözü yankılanıyor ‘yaşadım diyebilmek için’.
Daha eğlenceli yazılar olacak bundan sonra, insanları sıktığım için özür dilerim ama bunu yazmam gerektiğini düşündüm.
Ek : Scientific American dergisinde çıkan bir yazıda zeki insanların neden başarısız olma eğilimleri olduğu anlatılıyor, uzun bir yazı ama ilgilenenler için okumaya değer.
http://www.scientificamerican.com/article.cfm?id=the-secret-to-raising-smart-kids