“Hayatın anlamsızlığı, insanı kendi anlamlarını yaratmaya zorlar.” lafı ile başlayalım yönetmenimizi tanımaya.

Sinema dehası bir kaçık olan Stanley Kubrick ile sıkıntıdan Nikole Kidman’ın memelerine bakayım bari diye açtığım ‘Gözleri Tamamen Kapalı’(Eyes Wide Shut) filmiyle tanıştım. Filmi izledikten sonra adeta çarpılmıştım, yerimden kalkamadim. (Dip not: film ‘fuck’ kelimesiyle biter.)
Müzik seçimlerine çok önem verir. Mesela Eyes Wide Shut’tan sinir bozucu bu aşağıdaki müziği sizi etkilemek koyar filme, sizi istediği gibi yönlendirir.

Filmlerinin ortak teması bir kişinin kendini genel kurallardan arındırması ve toplumun dışına çıkmasıdır.
Kubrick liberal, otorite’den nefret eden, sosyal darwinist, ateist ama bilimsel anlamda bir tanrının varlığına inanan bir insandır.
Hayata bakış açılarımız çok benzediği için benim için özel bir anlam taşır. Her filmini tekrar tekrar izler her seferinde yeni bir şeyler bulurum.
En büyük özelliği mükemmeliyetçi olmasıdır. Filmlerinde ses, görüntü, senaryo ve oyuncuların yemeklerine varana kadar herşeyin kontrolü altında olmasını isteyen bir zır delidir. Bu yüzden toplamda 13 film bitirebilmiştir hayatı boyunca. Ne kadar takıntılı olduğunu örneklerle anlatayım.

  • Napolyon ile ilgili bir film çekmek için 500′e yakın kitap okumuş, binlerce not tutmuş ama filmi çekememiştir. (Eğer çekseydi filmin gelmiş geçmiş en iyi film olacağı söylenir. Senaryosu internetten okunabilir.)
  • Yurtdışında gösterime girecek filminin bütün kopyalarını üşenmeden izler, arada bir yanlışlık olmasın diye kontrol edermiş.
  • Uçaktan korktuğu için Vietnam’da geçen Full Metal Jacket filmini İngiltere’de çekmek için binlerce ağaç getirip diktirmiştir.
  • Dünya’da gösterime giren ne kadar film varsa hepsini oturup izlermiş.

Satranç ve hayvanlara özel bir ilgisi vardır. Okulla arası pek iyi değildir. Uyuşturucu’dan ve otoriter yönetimlerden nefret eder. Onu daha iyi tanımanız için kendi sözlerinden oluşan bir derleme yaptım.(Ekşi’den alıntıdır.)

  • “Bence okullarda yapılan en büyük yanlış, çocukları korkuyla motive ederek birşey öğretmeye çalışmaktır. Not alma korkusu, sınıfta kalma korkusu gibi. Bir konuya ilgi duyarak öğrenmek ile, korku ile bir şeyi öğrenmek arasında nükleer bir patlama ile bir kıvılcım kadar fark vardır.”
  • “Okulda bulunduğum süre boyunca hiçbir şey öğrenmedim ve 19 yaşıma kadar kendi isteğimle bir kitap okumadım.”
  • “Eğer Leonardo, Mona Lisa tablosunun altına şöyle yazsaydı ona nasıl değer verebilirdik? ‘Hanımefendi gülümsüyor, çünkü sevgilisinden sakladığı bir sır var.’ Bu izleyiciyi gerçeğe zincirlerdi ve ben bunun 2001′e olmasını istemiyorum.”
  • “Büyük uluslar her zaman gangsterler gibi davranmışlardır, küçük uluslar ise fahişeler gibi!”
  • “Uyuşturucunun aslında sanatçıdan daha çok izleyiciye faydası olduğuna inanıyorum. Evrenle bir olma hayali, çevredeki objelere anlam vermek, huzurun ve rahatlığın hakim olduğu ortam, bir sanatçı için ideal durum değildir. Uyuşturucu mücadeleyi, muhalefeti ve fikir ayrılığını kuvvetlendiren yaratıcı kişilikleri durgunlaştırır. Sanatçı yaptığı işi aşmaya çalışmalı, kendisiyle bilinçaltı arasına herhangi bir şeyin etki etmesini engellemeli. Beni LSD karşıtı yapan şeylerden birisi de, LSD kullandığını bildiğim kişilerin hepsinin gerçekten ilginç ve insanı harekete geçiren şeylerle, uyuşturucunun sebep olduğu evrensel mutluluk arasındaki farkı ayırt edemeyecek kadar aciz olmasıdır. Tamamen yeteneklerini kaybetmiş ve hayatın insanı en çok mutlu eden yanlarıyla bağlarını kesmiş gibi görünüyorlar. Belki de herşey güzel olduğunda, hiçbirşey güzel değildir.”

Beğendiği yönetmenleri sayarak bitireyim yazıyı, Ingmar Bergman, Federico Fellini ve David Lean.

İlgilenenler için kaynakça:
Çok güzel işlenmiş bir Kubrick dosyası (Türkçe)
Wikipedia linki
İmdb linki. Filmlerine ve hayatına bakabilirsiniz.
1980 yılında yaptığı bir röportaj
Hakkında çekilmiş güzel bir belgesel. Life in Pictures