Türkçe bloğumun ilk yazısını yazıyorum, hadi hayırlı traşlar.

Uzun zaman sonra okula dönüşüm af mevsimine rastladı. Yaş itibariyle olsa gerek zamanla af öğrencileri biraraya toplandık. Yaşları 27-37 arasında değişen eşşek kadar adamlar okulda hep birlikteyiz. Her birinin birbirinden ilginç hikayesi olan deliler topluluğu getirin aklınıza. Bugün bunlardan birinin hikayesini anlatacağım.

Hasan Samsun’un çarşamba ilçesinin bir köyünde 6 kardeşten biri olarak dünyaya gelmiş. Ortaokul’a her gün 10 km. yürüyerek gidip gelmiş sırtında çantayla. Ortaokul bitince babası onu okutmamayı düşünmüş, o da ailesiyle arasını bozmak pahasına evden kaçıp İstanbul’a gitmiş. Çorlu’da çuval fabrikasında ve ekmek fırınında işçi olarak çalışmış. 4 ay sonra Samsun’a dönmüş vakıf okullarından birinde liseyi yatılı okumaya başlamış. Maddi durumunun iyi olmadığını gören arkadaşlarından biri babasının dershanesine bedava yazılmasını önerince hemen kabul etmiş.

O andan sonra hikaye ilginçleşmeye başlar. Hasan’ın notları bir anda iyileşiyor ve sonunda Samsun birincisi olarak ODTÜ elektrik-elektronik mühendisliğini kazanıyor. Ankara’da yurtta geçirdiği zamanlarda merhaba dışında pek bir münasebetimiz olmadı, samimiyetimiz af sonrasına denk geliyor. Bu sırada sürekli Samsun’dan Ankara’ya gelen hastaların işlerine koşturup bir yandan para bulmaya çalışan Hasan derslerinde çok başarılı değildi. ODTÜ burs komitesi de burs görüşmelerine gelen çocuğa ‘sen dincisin onlar sana para verirler, köyden nasıl geleceksin yoksa?’ diye kapıyı kapatınca, sonunda Hasan parasızlıktan harcını ödeyemeyip okuldan atılır. Bölümde tek ilgilenen Nilgün Günalp olur, onun da çabaları sonuç vermez. Bizim bülümün ve ODTÜ’nün yıllarca unutmaması gereken bir ayıp ama kimsenin haberi bile yok.

Okuldan atılan Hasan bu sırada vefat edinceye kadar kanser olan kardeşine bakar 2 yıl boyunca. Af söylentileri ortalarda dolaşınca meclisin yolunu tutar. Sabahtan akşama kadar mecliste vekillerle ve bakanla görüşmek için bekleyenlerin kervanına katılır. Bu sırada ODTÜ’ye geri döneceğine inandığı için kayıtlı olmasa da derslere girip dinlemeye başlar. Af meclisten geçince Hasan tekrar okula döner.

Yıllarca arkadaşlarının öğrenci evlerinde kanepelerde kira vermeden kalır, hala da öyle devam ediyor hayatına. Çoğu zaman günde 1 öğün yiyecek kadar para bulabildiği için  benim ilk tanıştığım haline göre 20 kilo zayıflamış durumda(kilo vermek yakıştı çocuğa bu arada). Ordan burdan para bulup yaşamaya çalışıyor. Bu arada dersleri gayet iyi durumda. Birbirimize yardım edip geçiyoruz bir şekilde. Bu dönemin sonunda da çok az dersi kalıyor, okulu bitti sayılır.

Bu arada hikayeyi yarım yarım dinlediğim ve kendisinin bu yazıdan haberdar olmasını istemediğim için bazı yerlerinde ufak yanlışlar ve eksiklikler olabilir.

Bu kadar sıkıntıyla yaşayan insanları görünce ne kadar çok ve gereksiz sızlanıp durduğumuzu düşündüm 2. ODTÜ kuşatmasında. Bir işte başarısız olmak için ne kadar çok sebebimiz var değilmi!

Geçenlerde söylediği bir söz içimi acıttı, ‘benim hiç hayatımda bir yatağım olmadı, 6 kardeştik ikimize bir yatak düştü, burda da hep kanepelerde uyudum. Artık bir yatağım olsun istiyorum.’ Hasan bende acıma ve üzüntüden çok azim ve kararlılık hissi uyandırıyor, umarım sizde de öyle bir his uyandırır. Hayatta hep başarılı olacağını biliyorum, kendine çok iyi bak kardeş.