Türkiye’nin Çehresini Değiştiren Adam, Kemal Kurdaş
Kendisi bir ömre çok şey sığdırmış bir insan, o sebeple yazı biraz uzun olacak, kusura bakmayın.
Yıllardır ODTÜ’de hocalarım tarfından adını sık duyduğum için biraz okumak istiyordum, kısmet 91 yaşında vefat ettiğini duymamın ardından nasip oldu. Keşke ertelemeseydim bu kadar, gidip kucak dolusu sarılıp teşekkür etme fırsatı bulabilirdim oysaki.
Kemal Kurdaş’ın hikayesi ODTÜ’nün kuruluş hikayesidir aslında. ODTÜ’nün kuruluşunu anlatarak başlayayım yazıma.
ODTÜ’nün kuruluşu
Birleşmiş Milletler ve UNESCO gelişmekte olan 10 ülkeye üniversite kurması için 5 milyon $ veriyor. Başta Türkiye’nin bulunmadığı listede Mısır var ama onlar bu parayı istemiyor. Birleşmiş Milletler ekibi Kahire’den İstanbul üzerinden dönerken havaalanında Karayolları Genel Müdürü ile karşılaşıyor. Genel Müdür yetkilileri ikna edince listeye Türkiye alınıyor ve Kahirenin yerine listeye Ankara ekleniyor. Demokrat Parti’de kendi istediği şekilde bir üniversite olması düşüncesiyle ODTÜ’ye arazi veriyor. (44 milyon metrekare gibi devasa bir arazi) 27 Mayıs Adnan Menderes’in bu planını bozarken aynı zamanda ODTÜ’nün tarihini değiştirecek kişinin Türkiye’ye gelmesini sağlıyor. 27 Mayıs sonrasında Maliye Bakanı olan Kemal Kurdaş’a Washington Büyükelçiliği veya ODTÜ Rektörlüğü teklif ediliyor. Kemal Kurdaş’ta ODTÜ rektörlüğünü seçiyor. (Kaynak: Mustafa Dalcı)
ODTÜ öncesi
Siyasal Bilgiler Okulu mezunu olan Kemal Kurdaş maliye müfettişliği görevinin ardından yurtdışında uzun zaman geçirmiş ve IMF’de görev almıştır. 1961 darbesi ile kendisine teklif edilen Maliye Bakanlığı görevini kabul etmiş ve bu esnada Türkiye’nin para politikalarının serbestleşmesinde öncü bir rol oynamıştır. Aynı zamanda yeni anayasa çalışmalarında aktif olarak görev almış, fikir özgürlüğü ve demokratik haklar konusunda büyük katkıları olmuştur Türkiye’ye. Bu arada Menderes’lerin idam edilmemesi için elinden geleni yapmış ama engel olamamıştır. Maliye Bakanlığı görevini yürütürken kendisine ODTÜ rektörlüğü teklif edilmiş ve seve seve kabul etmiştir. 61 anayasasına ODTÜ diğer üniversitelere benzemesin diye özel yasa maddesi ekletmiş ve bakanlığı bırakmadan bütçeden ODTÜ’ye biraz fazlaca pay ayırmıştır.
Amacı
Kemal Kurdaş’ın asıl amacı 1923′teki kurtuluş savaşının bilim alanında devamını sağlamak ve hem memleketine hem de insanlığa katkı sağlayan (kendi deyimiyle) tam insanlar yetiştirmektir. Tam insan diye tabir ettiği insanlar dünyada geçerli yabancı dili anadili gibi konuşan, dünya literatürü takip eden, bilime katkılar sunan, gelişime ve yeni fikirlere açık bireylerdir. Bu amaçla daha sonraki yıllarda Türkiye’de örneğini çok göreceğimiz yurtdışına burslu öğrencileri gönderip sonrasında ülkesine hizmet için geri dönmelerini sağlayan bir proje yapmıştır. Ama bu çabaları siyasi engellere takıldığı için istediği başarıyı sağlayamamıştır. ODTÜ rektörlüğü teklif edilince amacını gerçekleştirmek için istediği fırsat kapısını çalmıştır. Sonrasında uğruna başbakanlık teklifini bile red edecek bir ODTÜ sevdalısıdır kendisi.
Rektörlüğün İlk Yılları
Onun hayalinde Amerikan tarzı bir state üniversitesi (bugün kampüs üniversitesi dediğimiz sistem) kurmak vardır. Bu model henüz Avrupa’da bile yokken Türkiye’ye gelmiştir ve ardından hem diğer kurulan Türk üniversiteleri hem de Avrupa’daki üniveriteler ODTÜ’yü örnek almışlardır.
Göreve gelir gelmez tahminen 6 yılı olduğunu varsayıp (8 yıl rektörlük yapmıştır), ona göre Türkiye’de iş yapan insanı bir makamda fazla tutmazlar çünkü, çok hızlı biçimde kafasındaki üniversiteyi gerçeğe dönüştürmek için 7 gün 24 saat çalışmıştır.
ODTÜ çok büyük bir arazisi olan ama başka hiç bir şeyi olmayan lise bile olamayacak kadar aciz bir üniversite idi. O zamanlar meclisin arkasındaki barakalarda eğitim görmekteydi öğrenciler. Çok büyük problemleri vardı ve büyük yönetimsel zaaflar içindeydi 1961 yılında(1956 kuruluş yılıdır).
Ağaçlandırma
Kemal Kurdaş ilk hedef olarak kampüsü Balgat’ta bulunan çorak arazisine taşımaya başladı. Koca arazide sadece tek bir çınar ağacı bulunmaktaydı. Rektörlüğünün ilk zamanlarında bütün araziyi yaya olarak gezmiş ve o gün o alıç ağacı ile konuşup senin yalnızlığını bitireceğiz diye ona söz vermiştir. Rektörlük yaptığı 8 yılda toplam 12 milyon ağaç dikilmesini sağlamıştır. O ve ailesi tam bir doğa sevdalılarıdır. Haftasonu yağmur yağdığında diktikleri fidanların su alışlarını seyretmek için ODTÜ’ye gider ağaçları seyreder geri gelirlermiş. Türkiye’nin en büyük yapay ormanı için dünyada eşi benzeri az olan bir ağaçlandırma savaşı artık başlamıştır. Eski ve yeni fotoğraflara bakarak nasıl büyük bir iş başarıldığını anlayabilirsiniz.
Eski Hali
Yeni Hali
Finansmanı
Okula finansman bulmak için tüm nüfusunu kullanmıştır. Hem devlet bütçesinden hem dış kaynaklardan, hem de yarattığı ek gelirlerden sonuna kadar faydalanmıştır. İnsanlarda bu büyük üniversitenin hızla yükseldiğini gördükçe yardımcı olmak için kesenin ağzını açmışlardır.
Öğretim Kadrosu ve Dili
ODTÜ’nün ingilizce eğitim vermesini savunmuş sonraki rektörlere de kesinlikle ingilizcede ısrar etmelerini vasiyet etmiştir. Ona göre dünyanın konuştuğu dili anlayan ve üretilmiş eserlere ulaşabilen insanlar ancak tam insan olma yolunda ilerleyebilirler.
Öğretim kadrosu için yurt içinde ve yurt dışında bütün Türk bilim adamlarının bire bir peşinde koşmuş onlara güzel imkanlar, paralar sunmuş ve tarihinde ilk defa Türkiye’de tersine beyin göçü başlatmıştır. Aynı zamanda yurtdışından tanınmış bilim adamlarını getirtip ODTÜ bünyesine katmıştır.
Sonuçta ODTÜ 8 yıl gibi kısa bir sürede dünyanın sayılı akademik yayın yapan üniversitelerinin arasına girmiştir.
Arkeolojik Çalışmalar
ODTÜ Keban ve Atatürk barajlarının suları altında kalacak tarihi yerleri kurtarmak için Kemal Kurdaş önderliğinde büyük çaba vermiştir. Bu çaba ile hem ülkemizde hem dünyada arkeolojide büyük gelişme sağlanmıştır. Ankara’daki önemli tarihi yerleşim birimleri onun çabası sayesinde ortaya çıkartılmıştır. Çıkan eserlerin büyük kısmı Anadolu Medeniyetleri Müzesine, bir kısmıda mimarlık fakültesinde bulunan ODTÜ müzesine kaldırılmıştır.
Dürüstlüğü
Amacı erdemli bir insan olarak öğrencilere tam manası ile örnek olmaktır.
- Siyasi düşmanları çok olduğu ve çok büyük inşaatlar yaptırdığı için (bütün sorumluluğu kendi üstüne almıştır bunu yaparken) defalarca soruşturma geçirmiş ama hiç birinden bir sonuç çıkmamıştır.
- ‘Benim Ankara’da evim var’ diyerek kendi için lojman yaptırmamıştır.
- Makam aracını sağlık merkezine ambulans olarak vermiştir, yerine eski model bir araba bularak makam aracı sorununu çözmüştür.
- Cumhurbaşkanı tarafından kendisine Başbakanlık teklif edilmiş ama o ODTÜ’de henüz görevim bitmedi diyerek red etmiştir.
- Herkesin maaşına yıllık %10 zam yaparken kendi maaşına zam yapmamış, mütevelli heyeti bunu fark edince sadece bir defaya mahsus onların ricasi ile %20 zam almıştır.
- Paraya ihtiyacı olan bir dönemde yine Cumhurbaşkanı tarafından kendisine önemli bir konuda hakemlik teklif edilmiştir. O bunun ODTÜ’deki görevini biraz bile olsa aksatabileceği ve ODTÜ yönetimini kullanarak maddi kazanç elde etti dedikodularının çıkabileceğini düşünerek görevi reddetmiştir.
Kişiliği
Sürekli olarak insanlarla şakalaşan, içi insan ve doğa sevgisi ile dolu olan bu insanı isterseniz kendi sesinden küçük bir anısı ile dinleyelim.
Siyaset
ODTÜ’ye siyaset bulaştırmamak için elinden geleni yapmıştır. Her zaman fikir özgürlüğü için mücadele vermiştir. Ona göre herkes şiddete başvurmadıkça her görüşü özgürce savunabilmelidir.
ODTÜ girişine koymayı düşündüğü hayalini kurduğu bir yazı vardır.
‘Bu kapıdan sadece bilim ve hoşgörü girebilir’
Bu aslında ODTÜ’nün ve Kemal Kurdaş’ın dünya görüşünü yansıtır. Yazı belki konmamıştır ama bugün bile ODTÜ’de herkes özgürce her konuda konuşabilmektedir.
Dünya’da çalkantılı geçen 1968 olayları sırasında Kurdaş rektördür. Bu kadar özgürlüklere, öğrencilerine düşkün olduğundan ve aynı zamanda çok fazla düşmanı da bulunduğundan olaylar en çok ODTÜ’yü karıştırmıştır. Amerikan büyükelçisi Komer’in arabasının ODTÜ’de yakılması (kendi kanaati zamanın içişleri bakanının bu işte parmağı olduğu yönündedir) sonrasında alevlenen olaylar üniversiteyi işgale kadar varmıştır.
Akademik özgürlüğü kendi koltuğu pahasına korumuştur, öğrencileri onu çok üzse de, onu ve ailesini defalarca ölümle tehdit etseler de, o hepsini bağışlamıştır. Şiddete başvuran öğrencilerinin kesinlikle hafifte olsa ceza almalarını savunmuş, eğer bu olmazsa ilerde başlarına kötü şeyler geleceğini düşünmüştür ki nitekim hem Türkiye hem ODTÜ için pek parlak yıllar geçmemiştir sonrasında.
Gurur duyduğu şey rektörlüğü sırasında hiç bir öğrencinin ölmemiş olması ve kendi aralarında yaptıkları kavgalar dışında hiç kimsenin burnu bile kanamamış olmasıdır. Bunu başarmak için çok çaba göstermesi gerekmiştir.
Süleyman Demirel bu kadar büyük işler başardığı için ona saygı duyup onu siyasi arenada hep kollamıştır, ama genede özellikle Adalet Partisinin sağ kanadı onu rektörlükten atmak için adeta and içmiştir.
Bir Kaç Anı
- Cahit Arf’i ODTÜ ailesinin bir parçası yapmak için neden gelmediğini araştırmış, sonuçta eşinin mevcut evini ve bahçesindeki çiçekleri çok sevdiğini anlamış. Ardından onlara haber vermeden en güzel lojmanı hazılatmış ve bahçesine eşinin en sevdiği çiçekleri koydurtarak eşinin bu evi sevmesini sağlamıştır. Sonrasında ODTÜ’ye çok emekleri geçecek olan büyük bir bilim adamını kazanmış olurlar.
- Pazar sabahları elinde sopa ile (korkmayın kimseyi dövecek bir insan değildir) yurtlara girer gürültü çıkarıp kaldırabildiği öğrencileri ağaç dikmeye götürürmüş.
- Neredeyse bütün öğrencileri şahsen tanır, onlarla spor yapar dertlerini dinlermiş. Kaleye şut çekerken kaleci yanlış tarafa atlardı ama gene de gol atamazdım diyerek yeteneklerini övecek kadar sevimli insandır.
Yaptığı Bazı Güzel Şeyler
- Türkiye’de ilk defa fen lisesi kavramını getirip Ankara Fen Lisesini ODTÜ kampüsü içine kurdurmuştur. Bu olay ile Türkiye’ye büyük faydalar sağlayacak diğer fen liselerininde açılmasına vesile olmuştur.
- Rektörlükten sonra büyük şirketlere danışmanlık hizmeti vermiş ve Türkiye sanayisinin gelişmesi için elinden geleni yapmıştır.
Özellikle ODTÜ’yü %80 oranında tamamladığını ve ağaçlandırmayı büyük oranda bitirdiğini gördükten sonra kendisinin aslında çok yorulduğunu ve kıymetinin bilinmediğini düşünmüştür. İçi buruk bir biçimde ODTÜ rektörlüğünden 1969 yılında istifa etmiştir. Bırakmaya karar verdiği satırları okurken onları yazarken çektiği acıyı ve üzüntüyü içinizde hissediyorsunuz. Beklediği ve duymaktan en çok mutlu olduğu sözcük içten söylenmiş bir teşekkür ederim lafıdır, bu onun için dünyalar kadar değerlidir.
Yıllar sonra
‘Sen ODTÜ için gece gündüz çalıştın peki ODTÜ sana layık olabildi mi?’
sorusunu şöyle cevaplamıştır.
‘Benim içim rahat.’
O hayattaki en büyük eserini bitirmiş ve sonra seyretmiştir. ODTÜ öğrencilerinin çoğu onun istediği gibi tam bir insan olmuş ve hem ülkelerine hem insanlığa faydalı birer birey olarak hizmet vermişlerdir. Bu öğrenciler Türkiye’nin bu günlere gelmesinde büyük pay sahibidirler.
ODTÜ onun çocuğu idi, ben ve benim gibi öğrenciler de senin torunlarınız, dedemiz bize hep örnek olacak ve yolumuzu aydınlatacak.
Kendi deyimiyle
‘Ben mutlu bir insanım’
sözü kulaklarımda yankılanırken sana ve sana inanarak yanında olmuş olan çalışma arkadaşlarına sonsuz teşekkürler.
Kaynak: ODTÜ Yıllarım, Kemal Kurdaş








